Bir kitabın sayfaları arasına sığınmak, yeni bir dünyaya adım atmaktan farksızdır. Bazı kitaplar vardır ki yalnızca okunmaz, soluk soluğa yaşanır; bir serüvenin içinde, kahramanlarla omuz omuza hissettiren bir gerçeklik yaratır. Harfler, kelimeler ve cümleler birbiri ardına dizilirken, sözcüklerin arasından bir köprü kurulur; okuyucu, o köprüden geçip bilmediği diyarlara adım atar.
Hangi satırlarla çıkmadık yola? Hangi karakterlerin acısına ortak olmadık? Bir kitabı okurken, sözlerin bizi bir girdap gibi içine çektiğini hissettiğimiz anlar olur. Öyle bir sahne gelir ki, nefesimizi tutarız; öyle bir cümleyle karşılaşırız ki, bir an durup düşünmek zorunda kalırız. Bazen büyülü bir ormanda kayboluruz, bazen dev dalgaların savurduğu bir gemide yol alırız. Kimi zaman bir şairin satırları arasında melankoliye bürünür, kimi zamansa bir dede masalı anlatıyor gibi huzura ereriz.
Kitaplar, yalnızca kağıttan ve mttan ve m\u00frekkep izlerinden ibaret değildir. Onlar, zihinlerde yankılanan bir fısıltı, ruhun en derinlerine inen bir melodidir. Kimimiz kendimizi klasikleri okurken buluruz; "Madame Bovary"nin trajedisinde ya da "Suç ve Ceza"nın vicdan muhasebesinde kayboluruz. Kimimiz ise fantastik dünyaların içinde, "Yüzüklerin Efendisi"nin kadim topraklarında ya da "Harry Potter"ın büyülü koridorlarında dolaşırız.
Bir kitabı yaşamış olmak, onun kahramanlarıyla aynı duyguları paylaşmak demektir. Onlarla gülmek, onların gözyaşına ortak olmak, onlarla birlikte bir savaşın ortasında nefes almak... Kitaplar bize başka hayatlar sunar, başka yüzler tanıştırır. En çok da bizi, kendimizle tanıştırır.
Belki de bu yüzden her kitap yeni bir yolculuktur; bazen içe, bazen dışa doğru. Okudukça dünyamız genişler, hayallerimiz büyür ve kelimeler, bize yeni pencereler açar. Ve bir gün, fark ederiz ki biz yalnızca okumamışız... O kitapların içinde gerçekten yaşamışız.