"Çok sürse ayrılık, aradan geçse çok sene,
Biz sende olmasak bile, sen bizdesin gene."
Şairin bu dizelerini araştırırken denk geldim onun hayatına ve şiirlerine etki eden Üsküp sevdasına... Pablo Neruda'nın şu sözleri, Yahya Kemal'in doğduğu toprakların şiirine etkisine delil niteliğinde:
"Kim öldürebilir ki şiiri?" sorusunu soran Pablo Neruda, şairle ilgili şu satırları ekler: "Şair sadece biçim değildir. Çevresini saran şeylere de ihtiyacı vardır… Eğer çevresinin havası şiirine giremezse, şiir ölmüş demektir. O zaman şiir soluk alamaz."
Bu sözün, Yahya Kemal'in şiirine doğduğu yer olan Üsküp'ün nasıl büyük fayda sağladığını gözler önüne serecektir.
YAHYA KEMAL'İN ÜSKÜP'LE BAŞLAYAN HAYATI
Yahya Kemal, 2 Aralık 1884 yılında Üsküp'te dünyaya gelir. Asıl adı Ahmet Agâh'tır. Babası Üsküp Belediye Başkanı Nişli İbrahim Naci, annesi ise şair Leskofçalı Galip'in yeğeni Nakiye Hanım'dır.
Şairin doğumu, babasının Kuran'a düştüğü not ile belgelenmiştir. Üsküp'teki İshakkıyye Mahallesi'nde, büyükvalidesi Adile Hanım'ın konağında sabaha karşı doğan Yahya Kemal'e, o gün Üsküp'e nadir görülür bir kar yağmıştır.
RAKOFÇA ÇİFTLİĞİ: ŞİİRİN İLK TOHUMLARI
Yahya Kemal'in çocukluk yılları Üsküp'teki Rakofça çiftliğinde geçer. Şairin "Açık Deniz" adlı şiirinde Balkan şehirlerinde geçen çocukluğunu hatırlaması, elveda demek zorunda bırakıldığımız Balkanları, Rumeli'yi bizlere bir kez daha hatırlatır:
"Balkan şehirlerinde geçerken çocukluğum;
Her lâhza bir alev gibi hasretti duyduğum.
Kalbimde vardı Byron'u bedbaht eden melâl
Gezdim o yaşta dağları, hulyam içinde lâl,
Aldım Rakofça kırlarının hür havâsını"
Şairin bahsettiği Rakofça, eski Sırbistan sınırının bilinen bir noktası olan Zıbıfça'nın üstünde bir köydür. Buraya Üsküp'ten her yaz ayında on beş yaşına kadar gider gelir. Rakofça kırlarının hür havası, Yahya Kemal'in şiirinin temelini oluşturur.
ÜSKÜP: YILDIRIM BAYEZID HAN'IN DİYARI
Üsküp, Osmanlılar devrinde Kosova vilayetinin başşehri olmuştur. Bugün Kuzey Makedonya Cumhuriyeti'nin başkentliğini yapmaktadır. Arapça'da suların akması ya da kaynaması anlamına gelen Üsküp, özellikle 1389 senesinde Kosova Meydan Muharebesiyle büyük bir önem taşır.
Yıldırım Beyazıt'ın ilk hükümdarlık senelerinde Üsküp Türk hakimiyetine girer. Şairimiz "Kayıp Şehir" adlı şiirinde Üsküp için şöyle der:
"Üsküp ki Yıldırım Bayezid Han diyârıdır,
Evlâd-ı Fatihân'a onun yadigârıdır.
Fîrûze kubbelerle bizim şehrimizdi o;
Yalnız bizimdi, çehre ve rûhiyle biz'di o."
ÜSKÜP'TEKİ OSMANLI MİRASI
Üsküp, Balkan harbiyle 1912 yılında Osmanlıdan ayrılır. Ancak 523 sene Osmanlılara bağlı kalan bu şehre muhteşem eserler inşa edilmiştir: 130 cami ve mescit, 12 hamam, 10 han, 20 türbe, binlerce Türk mimari tarzıyla ev...
Yahya Kemal boşuna "yalnız bizimdi, çehre ve ruhiyle bizimdi o" dememiştir. Üsküp gerçekten de firuze kubbeleriyle, Türk mimarisiyle, camiler ve hamamlarıyla bir Osmanlı şehridir.
YAHYA KEMAL'İN ÜSKÜP HATIRALARİ
Yahya Kemal, hatıralarında doğduğu yer ve doğumuyla ilgili olarak şunları söyler:
"1884 Kânunıevvel'inin (Aralık) 2'sinde Üsküp'te, İshakkıyye Mahallesi'nde, büyük validem Adile Hanımın konağında, bu evin cepheye doğru sağ taraflarındaki arka odada, sabaha karşı doğmuşum. Salı günü imiş. Üsküp'e o gün nadir görülür bir kar yağmış."
Mektep Yılları
1889 yılında Yeni Mektep adı verilen mahalle okuluna gönderilen Yahya Kemal bu konuda şunları söyler:
"1889'da yeni yaptırmış olduğumuz evde mektebe başladım. Mektep Sultan Murat Camii'nin mihrabı arkasında Yeni Mektep denilir, beş yüz senelik bir vakıftı. Mektebe başlayışım kadim an'aneye tamamıyle uygun oldu."
Daha sonra Ahmet Eyüp Paşa'nın Mekteb-i Edep'ine gönderilen Yahya Kemal, 1895'te Üsküp İdadisi'ne yazılır. Bu sırada kız kardeşi Rukiye dünyaya gelir.
Annenin Kaybı: Üsküp'le Son Bağ
Aile, Anne Nakiye Hanım'ın verem hastalığı nedeniyle 2 yıl sonra Üsküp'ten Selanik'e taşınır. Ancak Nakiye Hanım'ın ısrarıyla aile tekrar Üsküp'e döner. Maalesef Nakiye Hanım Yahya Kemal 13 yaşındayken hayatını kaybeder.
Yahya Kemal'in babası İbrahim Bey, Nakiye Hanım'ın ölümünden sonra Selanik'teki Mevlevi tekkesinin şeyhi Eşref Bey'in yeğeni Mihrimah Hanım ile evlenir. Henüz üç yaşında olan kız kardeşi Rukiye anneannelerinin yanına gönderilir.
1902 yılının Nisan ayında İstanbul'a gönderilen Yahya Kemal, geride Üsküp'ü, ölümünü kabullenemediği annesini ve artık parçalanmış ailesini bırakmıştır. Rumeli'ye elveda dediği yıllarda önce İstanbul'a, sonra da Paris'e merhaba diyecektir.
"KAYBOLAN ŞEHİR": ÜSKÜP İÇİN BİR AĞIT
Yahya Kemal'in en dokunaklı şiirlerinden biri olan "Kaybolan Şehir", Üsküp'e duyduğu özlemi şu dizelerle ifade eder:
"Kalbimde bir hayâli kalıp kaybolan şehir!
Ayrılmanın bıraktığı hicran derindedir!
Çok sürse ayrılık, aradan geçse çok sene,
Biz sende olmasak bile, sen bizdesin gene."
Bu şiir, 1912'de Balkan Harbi ile kaybedilen Üsküp'ün sadece fiziksel bir şehir olmadığını, aynı zamanda bellekte, kalpte ve ruhta yaşayan bir hatıra olduğunu anlatır. Yahya Kemal için Üsküp, çocukluğudur, annesidir, Rakofça kırlarının hür havasıdır, Sultan Murat Camii'nin mihrap arkasındaki mekteptir.
YAHYA KEMAL'İN DOĞDUĞU EVLER: BUGÜN VE GEÇMIŞ
Şairimizin Üsküp'te doğduğu ev ne yazık ki yıkılmıştır ve bugün yerine otopark yapılmıştır. Ancak çocukluğunun geçtiği yer olan Kumbaracılar Konağı, bakımsızlıktan harabe haline gelse de hâlâ ayaktadır.
Bu yapılar yıkılsa da, Yahya Kemal'in şiirleri Üsküp'ü ebedileştirmiştir. "Kaybolan Şehir" şiiri, fiziksel olarak kaybolan Üsküp'ü, şiir ve edebiyat vasıtasıyla ölümsüzleştirmiştir.
ŞEHİR VE ŞAIRIN ARASINDAKİ GÖBEK BAĞI
Şairimiz Yahya Kemal, bu diyarın rüzgârı, suyu ve havasıyla büyümüştür. O da tıpkı Üsküp gibi kültürel hayatımızın önemli bir yapı taşını oluşturmuştur.
Şehir ve insan arasındaki göbek bağı, şehrin insanı ve özellikle sanatçıyı besleyen yapısı inkâr edilemez. Pablo Neruda'nın dediği gibi, çevresinin havası şiirine giren şair, yaşayan şairdir. Yahya Kemal'in şiiri, Üsküp'ün havası, Rakofça kırlarının hür havası, Balkan şehirlerinin melankolisi ile beslendi.
SONUÇ: RUMELI'YE SAYGIYLA
Şairimizin Üsküp'te doğduğu ev yıkılsa da, çocukluğunun geçtiği yer olan Kumbaracılar Konağı bakımsızlıktan harabe haline gelse de, kısacası Rumeli bize veda etse de, biz onu Yahya Kemal'in aziz hatırası önünde hep eski bir sevgili gibi saygıyla hatırlayacağız.
Yahya Kemal'in dizelerinde Üsküp hep yaşayacak:
"Çok sürse ayrılık, aradan geçse çok sene,
Biz sende olmasak bile, sen bizdesin gene."