Kendini Katman Katman SoymaK
Sadık Hidayet’in Kör Baykuş’ta söylediği o cümle bugün zihnimde yankılandı:
“Tek korkum, yarın ölebilirim kendimi tanıyamadan.”
Bu satırın içime işleyen bir yanı var. Çünkü aslında hepimizin hayatı biraz da bu değil mi? Yıllarca bize öğretilen, aşılanan, dayatılan şeyleri “ben” sanıyoruz. Aileden, toplumdan, çevreden, hatta sosyal medyadan topladığımız parçaları bir araya getirip, adına “ben” dediğimiz bir kukla yaratıyoruz. Ve sonra bir gün, o maskeyi elimize alıp bakıyoruz: “Bu ben değilim.”
Kendini tanımak, aslında soyunmak gibi bir şey. Katman katman… Önce kalın kabuklar, sonra daha ince olanlar… Her defasında biraz daha çıplak, biraz daha savunmasız kalıyorsun. İşte bu yüzden cesaret istiyor. Çünkü insan kendiyle yüzleşmekten korkuyor. Belki seveceği birini bulamayacak diye, belki hayal ettiği kadar “iyi” çıkmayacak diye.
Ama yine de… Kendini bilmek, kendini anlamak, en büyük özgürlük. Belki de yaşamanın anlamı tam burada saklı. Çünkü dünyaya karşı binlerce masken olabilir ama kendi gözlerinin içine maskesiz bakmayı becerebiliyorsan, işte o zaman gerçekten varsın.
Benim için mesele artık şu: Kendimi tanımadan ölmemek.